"Haydi Kızlar Okula" kampanyasından esinlenilerek
oluşturulan Hayat Türküsü, idealist bir öğretmen olan Hayat’ın,
Van’ın dağlar arasında unutulmuş, geri kalmış bir köyünde verdiği
eğitim mücadelesini anlatıyor. Hayat Türküsü'nde sadece
eğitim-öğretim sorunları değil, bölgesel kültür farklılıkları, töre
ve geleneklerin yıkıcı yanları da işleniyor. Bunun yanında
dayanışma, fedakarlık, sevgi, hayallerine sahip çıkma gibi
duyguların değerinin ön plana çıkarıldığı dizide Devin Özgür Çınar,
Tolga Evren, Melih Görgün, Betül Arım, Aslı Yılmaz ve Canan Güven
rol alıyor.
Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencisi Hayat,
İstanbul’da iyi bir okulda staj yaparken, bir yandan da büyük bir
heyecanla son sınavlarına çalışmaktadır. Annesi Gülcihan tüm
yaşamını kızı Hayat’ın öğretmen olması üzerine kurmuş, onun
öğretmenlik diplomasını göreceği günün hayaliyle yaşamıştır. Hayat
annesinin anlattığı köy hikayelerini, fakirlikten, cahillikten,
töreler yüzünden okuyamayan kız çocuklarının yürek burkan öykülerini
dinleyerek büyümüştür. Hayat’ın birlikte staj yaptığı arkadaşları,
mezun olunca merkezi yerlerde, modern, şık, sorunsuz okullarda
çalışmayı hayal ederken, Hayat sanki nereye gideceği, nerede görev
yapacağı yıllar öncesinden ayarlanmış gibi rahat ve sakindir. O,
mutlaka ama mutlaka Doğu’da bir köyde öğretmenlik yapacak, annesini
de yanında götürecektir. Hayat’ın geleceğinin yavaş yavaş
şekillenmeye başladığı bu günlerde annesi Gülcihan ve Leyla’nın
ondan sakladığı önemli bir sır vardır. Gülcihan tedavisi mümkün
olmayan bir hastalığa yakalanmıştır. Hayat, adım adım öğretmenliğe
yaklaşırken, her geçen gün Gülcihan’ı Hayat’tan uzaklaştırmaktadır.
Gülcihan biricik kızının nerede öğretmenlik yapacağını
öğrenemeyecektir. Diploması ve Van’a atanma sevinciyle eve koşan
Hayat annesinin ölüm haberiyle yıkılır. İkinci annesi yerine koyduğu
Leyla ilk anda karşı çıkar bu gidişe... Bu karşı çıkışın Hayat’ın
bilmediği çok önemli bir sebebi vardır çünkü... Gülcihan’ın acı dolu
hikayesinin başladığı yerdir Van...
Hayat kararlıdır ve küçük bir köyde göreve başlar. Merkeze uzak bu
köy, bugüne dek öyle çok öğretmen görmemiştir. Gelen öğretmenler de
kısa bir süre kalmış, başka yerlere tayin aldırmışlardır. Bu yüzden
köy çocukları okul için uzak köylerden birine yürüyerek gitmektedir.
Hayat gelir gelmez camları, kapısı kırık dökük, sınıfları bakımsız
bu köy okuluna yüreğinin sihrini taşıyan bir değnekle dokunacak ve
yavaş yavaş değişim başlayacaktır. Minik öğrencileri de Hayat
öğretmenlerinin emeğini, sevgisini boşa çıkarmayacak, Hayat onlara
ışık tuttukça onlar da kitaplarına defterlerine dört elle
sarılacaktır. Bu köyde yaşadıklarıyla annesinin çocukluğundan beri
anlattığı köy hikayeleri daha bir anlam kazanacak, ete kemiğe
bürünecektir. Çocuk yaşta zorla kocaya verilen kızlar, tarlalarda,
ağır ev işlerinde çalıştırılan çocuklar, karşı konulamaz töreler,
yoksulluk, çaresizlik.... Birbirinden ilginç hikayeleriyle bir sınıf
dolusu çocuğu olur Hayat’ın.