Cinsellik Ana Sayfa

Cinsel Sağlık Bilgileri
Cinsel Seks Bilgileri
Bulaşıcı Hastalıklar


Yeni Bir Kız Arkadaşa Ne Dersiniz ?




































































Cinsel Bilgiler Cinsel Sağlık Kadın Sağlığı Erkek Sağlığı Cinsellikle Alakalı Bilgi Deposu



Yaslilik da sevgi gibidir, saklanamaz" Thomas Dekker Yaslanma ayricaliksiz her canlida görülen, tüm islevlerde azalmaya neden olan, süregen ve evrensel bir süreç olarak tanimlanabilir. Organizmanin molekül, hücre, doku, organ ve sistemler düzeyinde, zamanin ilerlemesi ile ortaya çikan, geriye dönüsü olmayan yapisal ve fonksiyonel degisikliklerin tümüdür. Yaslilardaki patolojik degisiklikleri anlayabilmek için yaslanmanin normal seyrini ögrenmek gerekmektedir. Gerçek biyolojik yaslanma degisik bireylerde farkli hizlarda olmaktadir; çünkü genetik özellikler, yasam tarzi, hastaliklar ve kisilerin fizyolojik basa çikma yollari çok degisiklikler göstermektedir. Normal yaslanma sürecinde, zamana bagli olarak ortaya çikan degisiklikler, normal kosullar altinda fonksiyon kaybina neden olmazlar, ancak organ sistemlerinin rezervlerinde ve homeostatik kontrolde bir azalma söz konusudur. Bu nedenle vücudun çesitli stres ve degisen kosullara adaptasyonu azalmistir. Yaslilar daha sik hastalanmakta, daha fazla kronik hastalik veya sorun ile yasamak zorunda kalmakta, çogu kez birkaç saglik problemini bir arada gögüslemeye çalismakta, bütün bunlarin sonucunda da saglik merkezlerine daha fazla basvurmakta ve daha uzun süre hastanede yatirilmaktadirlar. Yaslilarda sadece hastaliklarin klinik boyutu ve tedavi yaklasimlari degil, tanisal mantik da degisiklikler göstermektedir. Konunun sosyal, kültürel, yasal, ekonomik ve etik boyutlari göz önüne alinacak olursa ne kadar genis bir yelpazeye yayildigi da ortaya çikacaktir. Pek çok GERIATRIST tarafindan bu bilim zekanin, sorun çözmenin, yaraticiligin ve hasta ile aileler arasindaki duygusal birlikteligin bir karisimi olarak tanimlanmaktadir. Yaslanmaya bagli yeti kaybinin ve hastaliklarin tedavi ve rehabilitasyon giderlerinin artmasi, yaslilarda görülme sikligi artan hastaliklara bagli sorunlarin yogunlasmasi, yaslanmanin altinda yatan yapisal ve islevsel mekanizmalarin gün geçtikçe daha fazla aydinlanmasi, GERIATRI bilimine sadece gereksinimin degil, ilginin de artmasina neden olmaktadir. Bütün bunlara karsin tüm dünyada önerilen saglik reformu taslaklari açisindan yaslilar gerekli özeni görmemektedirler. Her tibbi sorun ve uygulamanin yasli ile ilgili önemli ayricaliklarinin oldugunu ve bunlari bilinçli olarak ögretmek ve uygulamak zorunlulugu dogdugunu vurgulamak gerekir. Ayrica, yaslilarin sagliginin korunmasinin ve yasam kalitesinin arttirilmasinin da ana tibbi sorunlar kadar önemli oldugu göz ardi edilmemelidir. Tibbin hiçbir dalinda bu kadar çesitli konunun ve bilim dalinin iç içe girdigi görülmez ve yasli hastalar bagimsiz bir yasam için doktorlarin yetenegine en bagimli kisilerdir. Son yüzyil içerisinde kaydedilen en önemli gelismelerden birisi beklenen yasam süresinde artis olmasidir. Gelismis ülkelerde bu süre ortalama 47 yildan 75 yilin üzerine çikmistir. Dogum hizindaki azalma, kronik hastaliklarin tedavisinde kaydedilen gelismeler ile birlikte bu artis toplumun demografik özelliklerinde önemli degisikliklere neden olmustur. 2050 yilinda Avrupa nüfusunun yas ortalamasinin 60 yila ulasmasi beklenmektedir. Gelismekte olan ülkelerde de benzer bir süreç yasanmaktadir. 1987 yilinda toplanan "WHO Expert Committee on Health of Elderly", 2000 yilinda dünyadaki 600 milyon yasli insanin (60 yas ve üzerindeki bireylerin) yaklasik 2/3' sinin gelismekte olan ülkelerde yasayacagini bildirmistir. 1960 yilinda bu oran % 50 olarak saptanmistir. Yasli populasyondaki bu artisin özellikle Asya' da belirgin olmasi beklenmektedir. "Gelismekte olan" kategorisine giren çogu ülkede 60 yas ve üzeri populasyon, genel nüfusa göre daha hizli artmaktadir. 1980-2020 yillari arasinda bu ülkelerde toplam nüfusun % 95 oraninda artmasi beklenirken, yasli populasyonda bu artis orani % 240 olarak hesaplanmistir. Yaslanan populasyonun gereksinimleri de degismektedir. Çalismalar yasli populasyonun genç populasyona göre saglik hizmetlerini daha fazla kullandigini göstermektedir. Yasli bireyler daha uzun süre hastanede kalma egilimindedir. Kronik hastaliklar ve özürlülükteki dramatik artislar nedeni ile uzun dönem bakim hizmetlerine (huzurevleri, bakimevleri vb.) duyulan gereksinim artmistir. Yasli bireylerin önceki yetilerini geri kazanmalari için uzun bir süreye ihtiyaç vardir. Amerika Birlesik Devletleri'nde bakim evlerindeki yatak sayisinin hastaneleri geçtigi bildirilmektedir. Arastirmalara göre bakimevinde kalan her bireye karsilik toplum içinde 2-3 birey profesyonel olan ya da olmayan bireyler tarafindan bakilmaktadir. Kronik hastaliklar hizla artmaktadir. Üç temel hastaligin (kardiyovasküler sistem hastaliklari, kanser ve inme) tedavisindeki gelismeler ile bu hastaliklar tam olarak iyilesme ile sonuçlanmasalar da yasam süresi uzamistir. Yine bazi hastaliklar (kronik pulmoner hastaliklar, Alzheimer, Parkinson, duyu ve görme bozukluklari) bireyin yetisinde belirgin azalmalara neden olmaktadirlar ve bunlar yaslilarda görülen hastaliklardir. Yasam süresinin uzamasi ile daha sik görülür olacaklardir. Ayrica mortalite istatistiklerinde yer almayan fakat önlenemeyen Alzheimer, Parkinson, Osteoporoz ve Osteoartroz gibi hastaliklar ölüme neden olmasalar da ciddi özürlülüge neden olmaktadirlar. Tüm hastaliklarda amaç fonksiyonlarin iyilestirilmesi veya ayni düzeyde kalmasinin saglanmasidir. Tedavinin amaçlari arasinda yasam kalitesinin yüksek tutulmasi da bulunmaktadir. Bu asamada yaslanma olayindaki mekanizmalari animsamak yararli olabilir. Yaslanmaya özgü degisikliklerle ilgili moleküler düzeyden organ sistemlerinin fonksiyonlarina kadar birçok teori üretilmistir, 1-Somatik mutasyon teorisi: Somatik hücrelerde yasam boyu biriken mutasyonlar birçok hastaliga neden olur. Örnegin onkojenik mutasyonlarin somatik hücrelerde yasam boyu birikmesi kanser görülme yas ilerledikçe arttirir. Somatik mutasyon teorisi mitokondrial DNA mutasyonlarini da kapsayacak sekilde genisletilmistir. 2-Serbest radikal teorisi: Bu teoriye göre endojen olarak üretilen yüksek reaktivitedeki serbest radikaller somatik mutasyonlara ve protein hasarina yol açar. Serbest radikallerden olan oksidatif degisiklikler yasliligin dejeneratif hastaliklarinda ai~tan bir öneme sahiptir. 3- Hücre yaslanmasi teorisi: Hücre proliferasyonunu kontrol eden genler klonal yaslanmanin sebeplerindendir. Hücre yaslanmasi kromozom uçlarinda telomer bölgesindeki DNA kayiplarini da kapsar. Programli hücre ölümü yani apoptozis de yaslanma ile ilgilidir. Hücre ölümü ayrica iskemi yada toksinler gibi nedenlerle de olabilir; buna "nekrotik hücre ölümü" denir. 4-Bagisiklik teorisi: Yaslilarda görülen primer immün yanit zayiflamasi onlari infeksiyonlara duyarli kilar. Ayrica yaslilarda düsük grade otoimmüii ve inflamatuar prosesin artisi söz konusudur. 5-Endokrin teorisi: Menopoz olayi over foliküllerinin ve oositlerin kisitli depolarinin bitmesi ile meydana gelir. Genis kapsamli fizyolojik degisiklikleri içerir. 6-Nöroendokrin teorisi: Pitüiter bezdeki degisikliklerin yaslanmada rol oynadigi görüsü vardir. Ayrica otonomik sinir sisteminde ve metabolizmadaki birçok degisiklikler beyin merkezlerindeki yavaslama ile açiklanmaktadir. 7-Kullanilmaya bagli eskime teorisi: Bu teori yaslanmanin mekanik ve biyokimyasal özelliklerini kapsar. Eklem ve dislerin yaslanma ile birlikte erozyona ugramasi gibi. Moleküler düzeyde serbest radikallerin bazi yerine konamaz moleküllerde hasar olusturmalari gibi. Yasli hastanin degerlendirilmesi asamasinda bazi temel özellikler klinisyenlerce göz önüne alinmalidir. Ileri yastaki bir hasta hem akut hem de kronik sekildeki pekçok karmasik psikososyal ve fiziksel patoloji nedeni ile hastanelere basvurabilir. Yaslinin özgül organ, sistem veya hastalik bazinda degil, fonksiyonellik bazinda ve multidisipliner bir anlayis ile degerlendirilmesi önerilmektedir. Geriatrik degerlendirme yaslilardaki multipl problemleri kapsayan tanimlayici, açiklayici ve çözüm üretici bir tarz içinde yapilmalidir. Belli bir organ sistemine veya hastaliga ait olmayan bazi semptomlara yasli hastalarda sik rastlanmaktadir. Hasta degerlendirilirken mutlaka göz önüne alinmasi gereken semptomlar sunlardir: 1-Bas agrisi: Yaslilarda ani baslayan bas agrilarinin nedeni siklikla kafa içi kitle veya temporal arterit olabilir. Servikal spondiloza bagli oksipital bas agrilari olabilecegi de unutulmamalidir. 2-Halsizlik: Bu semptomun akut olarak gelismesi klinisyene miyokard enfarktüsünü, serebral tronbozisi veya bir infeksiyon hastaligini, kronik olarak gelismesi ise aterosklerotik kalp hastaligini, anemiyi, kronik pulmoner hastaliklari, kronik infeksiyonlari, tiroid fonksiyon bozukluklarini, tiazid grubu diüretik kullanimina bagli hipopotasemiyi, hipnotik kullanimini hatirlatmalidir. 3-Istahsizlik: Depresyon, kronik karaciger ve böbrek hastaliklari, gastrointestinal sistem hastaliklari yaninda tat ve koku duyusundaki kayiplara bagli yeme isteginde azalma da olabilir. 4-Vertigo: Siklikla vertebral arter yetmezligi, iç kulak patolojisi, serebellum, beyin sapi lezyonu veya postural hipotansiyona bagli olarak gelisebilir. 5-Konstipasyon: Lifli besinlere diyette az yer verilmesi, abdominal adelelerde kuvvet kaybi ve pelvik tabanda gevseme nedeniyle ortaya çikmaktadir. Herhangi bir hastalik veya semptom nedeni ile hastaneye basvuran yasli kiside tedavi edilmesi gereken pek çok sorun olabilir. Dolayisi ile tüm semptomlar tek hastalik ile açiklanmaya çalisilmamali, herhangi birinin farkli hastalik belirtisi olabilecegi göz önüne alinmalidir. Klinisyenlerce göz ardi edilmemesi gereken temel konulardan biri de etik kavramidir. Etik boyut; klinik kosullarda o anda ne yapilmasi gerektigi ve tibbi tercihle ilgili olarak hastaya yardim edilmesi konusunda pratikteki kararlardir. Tibbin insan bedenine müdahalesinin amaci yasamin sürdürülmesine hizmet edilmesidir. Herhangi bir karar asamasinda da bunun hasta ile birlikte ortak olarak alinmis bir karar olmasi gerekir ki; o zaman da gündeme "aydinlatilmis onam" konusu gelir. Amaç bilgilendirdikten sonra hastadan gerekli girisim için onay alinmasidir, çünkü kisinin bedensel bütünlügü yasa ve etik degerler veya kurallarca korunmustur. Yasli hastanin kendisine anlatilan bilgiyi anlamasi ve karar vermesi asamasinda hekime büyük sorumluluk düsmektedir. Bir diger önemli konu da ilaç kullanimidir. Tüm dünyada oldugu gibi ülkemizde de yaslilardaki ilaç tüketimi azimsanmayacak boyutlardadir. Oysa uygulanacak olan ilaç tedavisini titizlikle planlamak ve hastayi izlemek gerekmektedir. Çünkü ilaçlarin vücuttaki etkisini belirleyen farmakokinetik ve farmakodinamik olaylarda yaslanmaya bagli olarak bazi degisiklikler ortaya çikmaktadir. Yaslanma ile doku cevabi degismekte, tedaviye uyunç azalmakta, birçok hastalik bir arada bulunabilmektedir. Ayrica yasliligin derecesi kronolojik yastan bagimsiz olabilmekte, genetik varyasyonlara rastlanabilmekte ve çevresel etkenlere de degisik oranlarda maruz kalinabilmektedir. Yaslilarda en sik yan etki olusturan ilaç grubu santral sinir sistemi depresyonu yapan ilaçlardir, bunlari antibiyotikler, analjezikler, antikoagülanlar, antihipertansifler,bronkodilatatörler, diüretikler ve oral hipoglisemik ajanlar izlemektedir. Ilaç yan etkisi olabilecegini düsündürmesi gereken bulgulari ise yaslilar göz önüne alindiginda söyle siralayabiliriz; Depresyon, konfüzyon, huzursuzluk, düsme, hafiza kaybi, ekstrapiramidal sistem bulgulari (Parkinsonizm, tardiv diskinezi), konstipasyon ve inkontinans. Yaslilarda akilci ilaç kullaniminin temel ilkeleri dokuz ana baslik altinda ele alinmaktadir: 1-Ilaç tedavisinin gerekli olup olmadigi irdelenmelidir. 2-Halen kullanilan ilaç ve sigara-alkol gibi maddeler bilinmelidir. 3-Reçeteye yazilan ilaçlarin farmakolojik özelliklerinin bilinmesi gerekir. 4-Yaslilarda tedaviye düsük doz ile baslanmalidir. 5-Doz veya ilaç kombinasyonlari, ya da ilaci kesme kriterleri dikkatle belirlenmelidir. 6-Tedavi mümkün oldugunca basitlestirilmelidir, böylece yasli hastanin uyuncu artacaktir. 7-Tedavi düzenli olarak gözden geçirilmelidir. 8-Hastanin gereksinimi olmayan ilaçlar tedaviden çikarilmalidir. 9-Her ilacin yeni sorunlar yaratabilecegi akilda tutulmalidir. Geçtigimiz 1999 yili dünya saglik Örgütü tarafindan "Uluslararasi Yaslilar Yili" olarak belirlendi. Yaslilarin ailelerine ve topluma katkida bulunmayan insanlar olarak algilanmalarinin yanlis oldugu vurgulanarak aktif ve üretken bir yaslilik sürecinin önemi üzerinde duruldu. Ailesel, sosyal ve çevresel faktörleri kapsayan dogru bir yasam tarzi yaninda sosyal esitsizlik ve yoksullugun azaltilmasina yönelik politikalar da yaslilik sürecinin en iyi sekilde yasanabilmesine destek olacaktir. Pek çok platformda gündeme getirdigimiz 1982 "World Assembly on Ageing" raporundaki önemli noktalari tekrar animsatmakta yarar görüyorum; yaslilar fiziksel ve mental olarak kötüye kullanilmamali, toplumun sosyal, egitsel ve kültürel kaynaklarini kullanabilmeli, yasli birey potansiyelini gelistirme sansina sahip olabilmeli, nerde yasarsa yasasin temel özgürlük ve insan haklarina sahip olmali, hastaliklardan korunmak için saglik hizmetlerinden rahatlikla yararlanabilmeli, olabildigince uzun süre kendi ortaminda yasayabilmeli, yeterli gelire sahip olmali, güvenli bir çevrede yasayabilmeli, kapasite ve ilgi alanina göre hizmet verebilmeli, is gücüne katilabilmeli, bilgi ve deneyimlerini genç kusaklara aktarabilmek için kendi ile ilgili politikalarin saptanmasinda aktif rol alabilmelidir. Üretken yasliligin yolu saglikli yaslanmadan geçer, oysa Dünya saglik Örgütü'nün 1998 Saglik Raporundaki verilere göre Türkiye'de her yüz kisiden 38'i 50 yasina varmadan ölmektedir. Saglik hizmetlerine ulasilabilirlik, saglik güvencesine kavusabilme, mevcut saglik hizmetlerinin nitelik ve niceliginin arttirilmasi, yatakli ve temel koruyucu saglik hizmetlerinin tatmin edici bir düzeye ulasmasi dogal olarak hem yasam süresini uzatacak, hem de yasam kalitesini arttiracaktir. Dolayisi ile hekimlerin yaslanan nüfusun gereksinimlerini en iyi sekilde karsilamak üzere egitim almalari ve deneyim kazanmalari gerekmektedir. Unutulmamalidir ki; her yasli birey toplum içinde aktif olma ve aktif yaslanma sansina ve hakkina sahip olmalidir. Bu anlamda hekimler de önemli bir misyon yüklenmektedirler. Toynbee'nin ifade ettigi gibi "toplumun kalite ve dayanikliligi yasli vatandaslarina gösterilen özen ve saygi ile ölçülür".



((( Okuduktan Sonra Geri Dönmek İçin Tıklayınız.. )))

Aradıgın Arkadaş Burda
Ebrulim.net/cinsellik/ Bölümündeki saglık + cinsel bilgiler hadigel.net/cinsellik/ Sayfasından Alınmışlardır..

hosting