Hikaye

En İyi Arkadaşımın

En iyi arkadaşımın sevgilisini baştan çıkardım"
Belki de her şeyi oluruna bıraksaydım çok daha iyi olurdu. Ne de olsa, herhangi bir şikayetin yoktu, mutluydum...
Babamın işi nedeniyle doğduğum şehirden ayrılmış, binlerce kilometre ötede bu yeni şehire taşınmıştık. Çok yalnız kalacağımdan, sıkıntı çekeceğimden korkmuştum önceleri, Ama hiç de öyle olmadı. Birkaç ay içinde çok sevdiğim, çok yakın bir kız arkadaşım ve ciddi olarak çıktığım, beni çok seven bir erkek arkadaşım olmuştu.
Gülşen en iyi arkadaşımdı ve gerçekten harika bir kızdı. Daha üniversitenin açılışının ilk günü bana dostluk göstermiş, yakınlık kurmuştu. Sonradan ortaya çıktığına göre erkek arkadaşından yeni ayrılmıştı ve kendini son derece yalnız hissediyordu. İlk baştan beri gerçekten çok iyi bir dosttu.
"-Merhaba, yeni taşındınız galiba." dedi, birgün bana kütüphanede.
"-Evet, Ankara dan geldik."
"-Bilirim Ankara yı, ben de orada birkaç yıl oturmuştum."
Sonra laf lafı açtı, çok geçmeden erkek arkadaşıyla olan ilişkisini, nasıl ayrıldıklarını anlattı. Konuşmasını sürdürürken gözleri dolu dolu oluyordu. Gerçekten çok üzülmüştüm onun için.
Epey konuştuk, ne kadar yalnızlık hissettiğini, moralinin ne kadar bozuk olduğunu anlamıştım. Çok iyi arkadaş olabileceğimizi o an hissetmiştim. Ben de mutsuz ve yalnız olduğumdan değil, çocukluğumdan beri üzgün, kırgın insanlara yardım etmeyi bir alışkanlık haline getirmiştim, o yüzden. Kendi ailemde de durum aynıydı...Bir erkek, iki kız kardeşim vardı...Ne zaman birinin canı sıkılsa, morali bozulsa, derhal duruma el koyar, yardım etmeye çalışırdım. Bol bol öğüt verir, bazen de gerçekten onlar için iyi olacağına inandığım şeyler yapardım.
Bir kez küçük kız kardeşim Leyla, en iyi arkadaşı Sibel le kavga etmişti. Birbirlerine darılmışlardı. Leyla günlerce üzüntü çekti. O zaman Sibel i aradım, Leyla nın söylediklerinde ciddi olmadığın ıanlattım. Aslında Leyla nın ona ne dediğini bile tam olarak bilmiyordum. Ama bildiğim tek şey, Sibel in biraz sonra Leyla yı aradığı ve tekrar gül gibi geçindikleriydi.
Ama şimdi Gülşen e yardım etmek için yapabileceğim belirli bir şey yoktu. Erkek arkadaşını tekrar ona geri getiremezdim, bu belliydi.
Böylece dostluğumuz ilerledi. Onun durumunun da düzeldiğini görüyordum. Benim için de çok iyi olmuştu bu arkadaşlık. Artık bu şehirde kendimi o kadar yabancı ve yalnız hissetmiyordum. Gülşen beni birçok yeni dostlarla tanıştırıyordu...hem kız, hem erkek arkadaşlarla.
İşin en güzel yanı da, beni Enver le tanıştırması olmuştu. O gün benim için en önemli, en güzel günüydü yaşamımın. O günü asla unutamayacağım.
Her şey, Şeyda diye bir kızın verdiğ ipartide başladı. Kız, Gülşen i davet etmişti, beni henüz pek iyi tanımıyordu. Tabii Gülşen beni de getireceğini söylemişti.
Ve onu gördüm..Okulda da gözüme çarpmıştı..Şimdi tam karşımdaydı işte..uzun boylu, oldukça yakışıklıydı..Pırıl pırıl parlayan mavi gözleri vardı. Zaten onu okulda gördüğümde içim bir tuhaf olmuştu, ama şimdiye kadar hiç konuşmamıştık.
Onunla tanıştırılırken, sanki heyecandan bayılacaktım. Yakından çok daha yakışıklıydı. Üstelik, yüzündeki o sıcak, sevecen ifade yok mu? İçim erid isanki..
"Senin gibi tatlı bir kızla tanışmak ne şeref" dedi.
Güldüm. Ne güzel sözlerdi bunlar! "Memnun oldum, merhaba" dedim.
Sanki o gün önceden planlanmıştı..Bütün bir geceyi birlikte geçirdik. Aniden başka hiçbir kimseyle birlikte olmak istemiyordum. Öyle görünüyordu ki..o da aynı şeyleri hissediyordu.
Dans ettik, konuştuk, birbirimize ailelerimizden, evlerimizden, kardeşlerimizden söz ettik. Hemen hemen her konuda aynı şeyleri hissediyorduk. Sanki birbirimiz için yaratılmıştık. Daha tanıştığımız an içimize öyle doğmuştu..
Beni eve bırakırken, kollarının arasına aldı ve öptü..Hiç böyle öpülmemiştim. Şimdiye kadar bildiğim öpücüklerden çok daha derin, çok daha tutkuluydu. Şimdiye kadar hiç böyle heyecan da hissetmemiştim. Hayatımda ilk kez, birkaç öpücükten daha ileri gitme isteği duydum, onunla sevişmek istedim.
Yok canım, daha ileri gitmedim tabii, zaten o da istemedi bunu. İlk tanıştığımız gün olacak şey değildi. Ama gerçekten çok istemiştim o anda onunla sevişmeyi. Herhalde o da istemişti bunu. Ve o ilk geceden sonra...işte artık her an beraberdik..yani olabildiğimiz kadar birlikteydi. Ve beraberken artık birkaç öpücüğün dışına çıkmaya başlamıştık. Ama hiç sonuna kadar gitmedik. Onun da kendini zor tuttuğu belliydi ama nasıl oluyorsa oluyor, kendimizi frenlemeyi beceriyorduk.
Sanıyorum, birbirimizi çok fazla sevmemiz ve birbirimize saygı duymamızdı..işi sonuna kadar götürmememizin nedeni. Bunun ne kadar süreceği ise hiç belli değildi.
Zaten üniversiteye Tahir denen o baş belası çocuk gelmeseydi, neler olacağından pek emin değilim. Geldi ve burada da herkesin başına iş açtı, özellikle benim. Tahir de Ankaralıydı ve onun hakkında bildiklerim bir roman oluşturacak kadar kabarıktı. Bir kere Ankara nın en çapkın, en küstah ve en serseri gençlerinden biriydi. Asılmadığı ve o yakışıklı yüzüyle tavlamadığı kız kalmamıştı. Bir kızla buluştu mu onu hemen yatağa attığı bilinirdi. Üstelik yatağa attıktan sonra da bir daha o kızın yüzüne bakmazdı. Kızı herkesin içinde rezil eder, birlikte yaptıklarını cümle aleme duyurmaktan da ayrı bir zevk alırdı. Ona aşık olup da peşini bırakmak istemeyen kızları dövdüğü de çok görülmüştü. Bir de iğrenç bir grubu vardı ki..Esrar partileri düzenler, seks alemleri yaparlardı. Okuldan onun uğruna kürtaj yaptırmış kaç kız tanıyordum...
İşte gene karşıma çıkmıştı. Her zamanki gibi yakışıklı ve küstahtı.
"-Merhaba, Yasemin" dedi. "İşte sonunda biz de buraya taşındık. Hey, sana bu şehir yaramış galiba. Ne kadar da fıstık olmuşsun."
Nedendir bilmem, herhalde kendisiyle eskiden aynı okulda okuduğum için midir, nedir, benden, onu birçok kızla tanıştırmamı umuyordu. Bu işe bayağı canım sıkılmaya başlamıştı.
Sonra bir gün, Gülşen le okulun koridorunda konuşuyordum ki, yanımıza geldi. Bizi birçok kez birlikte gördüğü, sözlerinden anlaşılıyordu.
"Yasemin bana senden çok söz etti, öyle değil mi Yasemin? Bizi tanıştıracağına da söz vermişti."
Neredeyse suratına bir yumruk atacaktım. Hiç böyle bir söz vermemiştim, üstelik aklımdan bile geçmemişti. Elimde olsa onu Gülşen le tanıştırır mıydım? Veya sevdiğim herhangi bir kız arkadaşımla?
Şaşırıp kalmıştım. İşin içinden nasıl sıyrılacağımı bilmiyordum. Ve böylece onları tanıştırdım.
Daha sonra, Gülşen e ondan uzak durmasını söyleyecektim ama işler hiç de sandığım gibi gelişmedi. Çünkü Gülşen i sonradan gördüğümde, hemen koşup bana sarıldı. -"Yasemin, sen harika bir kızsın. Dünyanın en iyi dostusun. O kadar mutluyum ki..Bu gece Tahir le buluşuyoruz.."
Çok bozulmuştum, ama o anda onun neşesini, sevincini kursağında bırakmaya gönlüm razı olmadı. Belki de hemen anlardı, Tahir in ona göre biri olmadığını, belki bu gece anlardı..Ve ilişkileri de gelişmeden biterdi.
Ama öyle olmadı. Ondan çok hoşlanmıştı. Zaman geçtikçe ona daha fazla bağlanıyordu. Ben de gittikçe daha fazla endişeleniyordum.
Birgün ona şöyle dedim: "Tahir gezmek için iyi, hoş çocuk, ama ciddi bir ilişkiye girilecek biri değil. Yani, onun için o kadar şey söyleniyor ki..."
Çılgına döndü. Ve şimdiye kadar hiç yapmadığı şekilde bana bağırdı. "Buraya bak, onun hızlı olması beni ilgilendirmiyor. Ben kendimi koruyabilirim..üstelik onun bu halinden de hoşlanıyorum.."
Bakakaldım, kulaklarıma inanamıyordum. O kadar bozulmuştum ki, o gece Enver le buluştuğumuzda hala kendime gelememiştim. Sinirli ve huzursuzdum.
Her an kötü bir şey olacak gibi hissediyordum, aslında ne olabileceğini ben de bilmiyordum ya..
O gece Enver beni öptüğünde, her zamanki gibi tutkuyla cevap veremedim.
"Neyin var?" diye sordu.
"Hiç bir şey. Şey..kafamda bir dolu sorun var.."
"Başka biri yok, umarım.."
Güldüm. "Dalga mı geçiyorsun? Böyle bir şey olabilir mi hiç? Sonra beni tekrar öptü.. bu kez daha iyiydim..
Ama hala kafamdaki endişeyi bir türlü atamıyordum. Gülşen in durumuyla ilgili bir şey yapmam gerektiğini biliyordum, ama ne yapabileceğimi kestiremiyordum. Gittikçe daha çok bağlanıyordu Tahir e. Korkuyordum..
Bir gün Tahir in kendisiyle konuşmaya karar verdim. "Niçin Gülşen in peşini bırakmıyorsun? O sana göre bir kız değil..."
Güldü. "Onu bırakmaya hiç niyetim yok, bebeğim. Sonra sırıtarak, elini omuzuma koydu. "Tabii, sen bana göre bir kızsan, o başka. Her zaman seni beğenmişimdir, bilirsin."
Sert bir tavırla ondan uzaklaştım. "Ölürüm, daha iyi." dedim.
Sonra aniden kafama dank etti. Belki de çözüm buradaydı. Eğer Gülşen e Tahir in bana asıldığını, en iyi arkadaşına göz diktiğini gösterebilseydim..ne bileyim, o zaman onun ne kadar kötü bir çocuk olduğunu anlar, kim kuyruk sallasa onun peşinden gidebileceğini kavrardı. Bir süre belki benden de nefret ederdi, ama eninde sonunda yaptıklarımdan dolayı bana teşekkür edecekti.
Bir kez yapacağıma karar verdikten sonra, olayı planlamak hiç de zor olmadı. Gülşen in bana uğrayacağını sandığım bir saatte, Tahir i odama alacak ve bana kur yapmasına izin verecektim.
Ve aynen öyle oldu. Tahir onu davet etmeme çok memnun olmuştu. Zaten gelir gelmez bana asılmaya başladı. Beni öpmeye çalıştı, ben de izin verdim. Sonra her çarşamba akşamı uğramayı alışkanlık edinmiş olan Gülşen, kapıyı bile vurmadan, içeri daldı..Ve bizi öylece yakaladı. Onun kollarındaydım, o da "Sana bayılıyorum, Yasemin." diyordu.
Gülşen şöyle bir baktı bize, sonra koşarak çıktı gitti. O gittikten sonra ben de Tahir i alelacele yolladım.
Çok heyecanlanmıştım ama kendimi gene de eskisinden çok daha iyi hissediyordum. Gülşen için harika bir şey yapmış olduğum usanıyordum.
Ama o olayı böyle algılamamıştı nedense. Deliler gibi kızgın olduğu ortaya çıktı.
"Nasıl böyle bir şey yapabilirsin? diye sordu. "Nasıl, nasıl? Gene gözleri dolu dolu olmuştu, neredeyse ağlayacaktı.
"Dur, dur bakalım." dedim, "hemen üstüme gelme öyle. Ben kötü bir şey yapmadım. Onu tanımanı istedim sadece.a Dinle, o herkese asılabilecek iğrenç bir çocuk. Güvenilecek biri değil...sonra, biliyor musun? Ankara da kaç kızı hamile.."
"Bırak Allahaşkına," diyerek beni durdurdu. "Tüm bunları bilmediğimi mi sanıyorsun? Onun ne biçim bir çocuk olduğunu bilmiyor muyum? Bunları bana senin göstermene ihtiyaç duyduğumu mu sandın? Sen kendini ne sanıyorsun? İşin aslı şöyle...Tüm bunları biliyordum ve umursamıyordum..Her şeye karşın onu istiyordum, onu beğeniyordum. Artık bir daha onun yüzüne bakabileceğimi mi sanıyorsun? Senin di yüzüne bakamayacağım zaten artık.."
Sanki dünya başıma yıkılmıştı. İçimde bir ses, Gülşen i sonsuza dek kaybettiğimi söylüyordu. Ve çok acı çekiyordum, çok...
Enver, Tahir le oynaştığımı duyunca, Tahir gidip ona söylemişti korkunç kırıldı bana. Niçin yaptığımı açıklamaya çalıştım ama bir yararı olmadı. Hiç değilse, ilk başlarda..
Sonunda, sanıyorum beni affetti. Ama ben kendimi asla affetmedim. Böyle bir hareketi salt dostluktan yapmamış olduğumu anladım çünkü. O anda kendimi kandırmıştım, nedenin bu olduğuna dair. Ama aslında ukalalık, şımarıklık yapıyordum, diğerlerinin hayatına yön vermeye çalışmakla..
Şu anda, aylar sonra bile çok kötü hissediyorum. Ve daha iyi bir insan olmayı öğrendiğimi biliyorum. Daha mutluyum şimdi, kendi hayatımı yaşıyorum. Enver le güzel günler geçiriyorum, kendim olmaktan zevk alıyorum. Artık kimsenin hayatına burnumu sokmaya gerek duymuyorum. Aslında artık hiçbir şey, beni böyle bir şeye zorlayamaz.
Birkaç hafta önce Enver, erkek kardeşine bir doğum günü armağanı almak istediğini söyledi.a Tam, bunu onun yerine yapabileceğimi söylemek üzereydim ki, kendimi tuttum. Enver in o armağanı kendi seçmek istediğini fark ettim, bunu yaparken zevk alacaktı.
Ve çok önemli bir şey öğrenmiş olduğumu da anlatım. Birisini gerçekten sevdiğiniz zaman, onu gerçekten önemsediğiniz zaman, biliyorsunuz, hissediyorsunuz, ne zaman onun için bir şey yapılması gerektiğini, ne zaman kendi yapmasına izin vermeniz gerektiğini. İşte aslında olgun olmak bu.. aslında sevmek bu galiba..



Kaynak : Hikayeler Net

129020 defa okundu

REKLAM ALANI

Reklam Alanı

Dünyanın en seksi 99 Kadını bir birinden güzel pozları için tıklayınız

Resim

Tavsiyeler

Güzel Sözler // Günün Sözü \\
Her olayı hayır bil, her geceyi Kadir bil, her geleni Hızır bil.

Sektör türkiye sektörler


dmoz.org